Türkiye'nin Demografik Dönüşümü: Doğurganlık Hızının Düşmesi
Haberler Magazin'ın “Çocuk mu, kariyer mi, gelecek mi?” başlıklı makalesinde, Türkiye'nin demografik dönüşümünün hızla ilerlediğini ve bu durumun sosyal ve ekonomik boyutlarını ele alınıyor. Uluslararası pandemiyenin ardından doğurganlık hızının tarihi dipleri görmesine rağmen, genç nüfus ülkesinin hızla yaşlanma sürecine geçişinde kritik bir durum ortaya çıkıyor.
Doğurganlık Hızının Düşmesi ve Yaşlanma Süreci
Türkiye, 2000'li yılların başından beri yaşlanma sürecine girdi. Toplam doğurganlık hızı (TDB), 2000'de %249 olarak yüksek bir seviyede, 2026 itibarıyla %143'e düşmüştür. Bu dramatik gerileme, eğitim düzeyi artışı, yaşam maliyetleri ve kariyer odaklı yaşam tarzı gibi faktörlerin etkilerini gösteriyor.
Kariyer Kaygıları ve Eko-anksiyete
Yükseköğretim mezunu kadınlarda doğurganlık hızının %122'ye düşmesi, kariyer odaklı yaşam tarzının çocuk sahibi olma kararı erteleme yoluna yönlendirdiğini gösteriyor. Ekonomik zorluklar ve çevresel sorunlar, gelecek kaygısı ve eko-anksiyete seviyelerinin artmasına neden oldu. Gençler, 'Bir dünya kalacak mı?' sorusunu sormaya başladılar.
Şehirleşme ve Doğurganlık
Şehirleşme, doğurganlık oranlarını düşürerek toplumun demografik yapısını etkiliyor. Kırsal kesimde çocuk, iş gücü olarak görülse de şehirde eğitim ve sağlık maliyetleri nedeniyle çocuk sahibi olma kararı erteleniyor.
Gelecek Kaygısı ve Sıradaki Felaket
Savaşlar, çatışmalar ve çevresel krizler, gelecekle ilgili belirsizlik seviyelerini arttırdı. NATO ve BM'nin güvenliğini sağlama çabalarının azalması da bu durumu daha da zorlaştırıyor.
Özet
Türkiye'de doğurganlık hızının düşmesi, genç nüfusun yaşlanma sürecine geçişinde ve gelecek kaygısı artması, kariyer odaklı yaşam tarzı ve çevresel krizlerin etkilerini gösteriyor. Bu durum, doğurganlık hızını düşürüyor ve toplumun demografik yapısını değiştirmeye devam ediyor.