Harvard'dan Kanser Riski Üzerine Önemli Bulgular
Obezite ve yüksek yağlı beslenmenin, kanser henüz ortaya çıkmadan yıllar önce karaciğer hücrelerini sessizce “yeniden programlayarak” tümör riskini artırabileceği yeni bir araştırmada ortaya çıktı. Bu bulgular, kanserin klinik olarak teşhis edilebilecek aşamaya gelmeden çok önce, hücresel düzeyde şekillenmeye başlayabileceğini gösteriyor.
Harvard Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ömer H. Yılmaz ve ekibi, yüksek yağlı diyetle beslenen fareler üzerinde yapılan araştırmada, karaciğer hücrelerinin zaman içinde nasıl değiştiğini ayrıntılı bir şekilde inceledi. Bu süreçte, genetik değişimlerin yanı sıra metabolik stresin de rol oynadığı ortaya çıktı.
Metabolik Stres ve Karaciğer Hücreleri
Araştırmada, karaciğer hücrelerinin zaman içinde nasıl değiştiğini inceleyerek, kanser riskinin yalnızca DNA’da biriken hasarlardan değil, uzun süreli metabolik strese (özellikle uzun süreli yüksek yağlı diyet) verilen bir “biyolojik stres yanıtı” üzerinden de gelişebileceğini gösterildi. Örneğin, HMGCS2 geninin azalması veya SOX4'ün artması gibi moleküler değişimler, gelecekte yapılacak testlerle riskli hastaları tümör oluşumundan yıllar öncesinde belirleyen bir erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir.
Prof. Dr. Yılmaz, “Çalışma, bu sürecin kalıcı genetik mutasyonlardan ziyade, hücrelerin yağlı beslenmeye karşı geliştirdiği metabolik bir uyum süreci olduğunu ortaya koyduğu için sürecin durdurulabileceğini öngörüyor. Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi veya keşfedilen bu stres mekanizmalarını, örneğin keton metabolizmasını, hedefleyen yeni ilaçlarla, hücrelerin kansere giden hatalı programlaması engellenebilir.”
Hücresel Stres ve Erken Önlem
Araştırmacılar, bu biyolojik “ön-kanser” imzalarının, yağlı karaciğer hastalığı ve karaciğer kanseri olan insanlardan alınan doku örneklerinde de görüldüğünü belirledi. Bu da çalışmanın yalnızca deneysel değil, insan hastalıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
Prof. Dr. Yılmaz, “Bu çalışma, sadece karaciğer yağlanması olan hastalar ile hücresel düzeyde kanser yoluna girmiş hastaları birbirinden ayırt edebilecek yeni biyolojik kriterler sunuyor. Hekimler bu bulguları kullanarak, hücresel stres ve kanser öncüsü sinyalleri taşıyan yüksek riskli hastaları belirleyip onlar için çok daha sıkı bir takip ve tedavi planı oluşturabilirler” diye konuştu.
Özet: Bu bulgular, metabolik hastalıklarla ilişkili karaciğer kanserinin neden dünya genelinde hızla arttığına dair yeni ipuçları sunuyor. Ayrıca, yağlı karaciğer hastalığına yönelik yeni ilaçlar ve tarama stratejileri geliştiriliyor.